Anasayfa » En tuhaf 10 yaşam tarzı
yaşam tarzı

En tuhaf 10 yaşam tarzı

Duyunca “Yok artık” diyeceğiniz birbirinden farklı yaşam tarzlarını sizler için derledik. Dünyanın dört bir yanından insanların seçtikleri farklı yaşam tarzları neler? Seçtikleri hayatı yaşamalarının sebebi ne? Hiç köpek olarak yaşamak istediniz mi ya da hiçbir şey yapmadan geçiminizi kendinizi kiralayarak sağlamayı hiç düşündünüz mü? Siz düşünmediyseniz birileri düşünmüş peki bunlar kimler?

Bana sorsanız inanın ben de bu çağ dışında herhangi bir çağda yaşamayı düşünebilirdim. Sarah Chrisman ciddi ciddi düşünmüş ve bunu uygulamış. Nasıl mı? Sarah Chrisman 29’uncu yaş gününde eşinden gelen bir korse ile hayatını baştan aşağı değiştirmiş. Viktorya döneminden kalma kadın modasını daha derinlemesine incelemek için korseden ilham almış ve özel olarak bu şekilde giyinmeye başlamış.

Yalnızca giyim tarzını değil zamanla baştan aşağı tüm yaşam tarzını da 19’uncu yüzyıl gerekliliklerine uydurmuş ve bununla ilgili bir kitap bile yazmış. Chrisman, “Viktorya Dönemi Sırları: Bir Korse Bana Geçmiş, Bugün ve Kendim Hakkında Ne Öğretti” adlı kitabında sonradan seçtiği hayatını anlatmış. 

48 yaşındaki Born Gary Matthews’in yaşam tarzı ise oldukça ilginç. “İlginç” diyerek basitleştirmek istemiyorum ama gerçekten ilginç… Matthews’e göre kendisi aslında Boomer cinsi bir köpek. Bu gerçeğe o kadar inanmış kiköpek tasması takıyor, bir kaseden köpek maması yiyor, süt kemiklerini ve köpek kurabiyelerini seviyormuş.Hatta evinin arka bahçesinde diğer köpekler gibi havlıyor, arabaları kovalıyor ve kemik kazıyormuş. Açıkçası şaştım kaldım tüm hayatını bu şekilde yaşamak, olmadığın bir canlı türü gibi davranmak hem çok zor hem çok karmaşık. Ama günün sonunda herkesin kendi tercihi doğrusu. 

Bu başlığın bir çoğunuzun hoşuna gitmeyeceğini biliyorum fakat her başlıkta “Daha ne olabilir?” diye düşünüp bir kez daha şoke oluyorum.Hamam böceklerinden korkmuyor olabilirsin ama yaşamaktan da zevk almazsın yani! Pek çok insanın aksine, Michigan, Dearborn’dan bir üniversite öğrencisi olan Kyle Kandilian hamam böceklerinden korkmuyor, bu böceklerden on binlercesi ile birlikte yaşıyor; evinde yaklaşık 200 bin böcek tuttuğu tahmin ediliyor. Odası130 çeşit hamam böceği kolonisinden geçilmiyormuş.Düşündükçe çılgına dönüyorum!

Hayvan sevgisi her insanın içinde olması gereken bir duygu bunun gerekliliğini tartışmıyoruz bile fakat 700 kedi ile aynı evde yaşadığımı düşününce de “Nasıl olur?” diye düşünmeden edemiyorum açıkçası.1981 yılında boşandıktan sonra kendini kedileri kurtarmaya adayan Lynea Lattanzio tam olarak 700 kedi ile birlikte yaşıyormuş. 1981 yılından bu güne dek 19 binden fazla kedigil kurtarmış, şu anda Parlier’de 12 dönümlük bir arazide 700 kediyle yalnız yaşıyormuş. 

Hepimiz son yıllarda artan özellikle büyüme çağındaki çocukların sağlığı için zararlı olan aşırı teknolojik alet kullanımı hakkında kaygılara sahibiz. İşte çoğumuz gibi düşünen bir baba bu duruma “Dur!” demek için bir çözüm geliştirmiş.

Çocuklarının iPhone’ları ve iPad’leri tarafından hipnotize edilmesinden bıkan Kanadalı McMillans, çocuklarını cezalandırmak yerine internetten önce hayatın nasıl olduğunu onlara göstermeye karar vermiş. Bu nedenle kendisi ve ailesi 1986 sonrası teknolojiyi kınayan, tıpkı 1986 yılında yaşamış gibi yaşamaya yani telefonsuz ve internetsiz bir yaşamı tercih etmiş. Duyduğumuza göre hallerinden gayet memnunlarmış. Her ne kadar 21’inci yüzyıl gereklilikleri için internet ve teknoloji gerekli değil şart olsa da onlar bu şartı hiçe saymışlar. 

“İnsan neden isteyerek iflas eder?” demeyin. Eğer paranın gücüne inanmıyorsanız ve paranın en özel duygularınızı sömürdüğüne inanıyorsanız bunu yapmak kolay olmasa da mümkün. Tıpkı diğer ilginç yaşam şekillerini tercih eden insanlar gibi ‘para’ kavramı olmadan yaşamak da özellikle içinde bulunduğumuz çağda oldukça zor.

Para tarafından hipnotize edilmek istemeyen Raphael Fellmer ve Nieves Palmer çifti parasız yaşamaya karar vermişler. Aşırı tüketim toplumunu protesto etmek için para grevine girmişler. Hatta 2 yaşındaki kızları Alma’yı da bu şekilde büyütmeyi planlıyorlarmış. Tamamen parasız yaşamı seçen çiftimize bu zorlu yolda bol şans diliyoruz. 

Her şey derken ciddi anlamda her şeyi yiyebildiğinizi hiç düşündünüz mü? Bu gerçekten mümkün mü o bile tartışılır. Fakat gördüğümüz üzere Michel Lotito imkansızı mümkün kılmayı başarmış. Birçok kez dünya rekoru kıran Lotito yaşamını her şeyi yiyebilmek üzerine kurmuş. Metalden kauçuğa birçok maddeyi hiç zehirlenmeden ve yaşam kalitesini etkilemeden zeytin peynir yer gibi yiyebiliyormuş. 

Yani arkadaşlar böylesine de pes denir. Felçli bir birey olarak yaşamanın zorluklarını kimilerimiz bunu yaşayarak kimilerimiz etrafında bu sıkıntıyı yaşayan insanları gözlemleyerek görmüştür. Sağlıklıyken bu şekilde yaşamak empatinin hangi seviyesi diye düşünmekteyim şu an. Chloe Jennings-White 57 yaşındaki Chloe’nin belden aşağısı felçli birisi gibi yaşamak tarzında bir hayatı var. Uzun yıllardır hayatını tekerlekli sandalyeye bağlı olarak yaşayan Chloe hayatından oldukça memnun.

Hayatınız boyunca tüm kalp kırgınlıklarınızı, pişmanlıklarınızı, kayıplarınızı kısacası sizi siz yapan tüm hüzünlü yanlarınızı unutamadığınızı her anı dün gibi hatırladığınızı düşünsenize. Bu oldukça zor bir durum olurdu. Güney Kaliforniyalı Amerikalı Jill Price tam da bunu yaşıyor işte. ‘Hipertimezi’ denen bir rahatsızlığı olan Price, hiçbir şeyi unutamazmış. 14 yaşından beri her şeyi, en belirsiz detayı bile hatırlayabiliyormuş. Kimilerine göre bu mükemmel bir özellik olsa da Price’a göre bu hastalıkla yaşamak büyük bir zulümden ibaret. 

Evet evet kesinlikle yanlış duymadınız. Japonya’da 37 yaşındaki Moritomo kendisini kiralayarak para kazanıyormuş. Moritomo yemek, içmek gibi günlük faaliyetlerinin dışında hiçbir şey yapmadığını söylüyor. Japonya’da ‘hiçbir şey yapmayan adam’ olarak tanınan Morimoto Şooji, geçimini müşterileri için kendini kiralayarak sağlıyormuş.

Morimoto, “Hangi işi yapsam, uzun süre götüremedim. Sonra bir süre, hiçbir şey yapmamanın daha iyi olacağını düşündüm. Belli bir şeyle meşgul olmayıp bu şekilde beklesem nasıl olur? ‘Hiçbir şey sunulmadığında, nasıl bir talep gelebilir?’ diye düşündüm” dedi.

Japon toplumunda yatan bazı sorunlara dikkat çeken Morimoto, “Yalnız başına örneğin bir dükkana gidemeyen ya da kendi başına bazı mekanlara giremeyeceğini düşünen, hisseden Japonlar var. Yalnız olunca odasını toplayamayan, sıkılan, telefonla meşgul olup kaytaranlar var. Bir gözün onları izlemesini ya da yaptıkları işlerde eşlik etmesini istiyorlar” dedi. Yani Morimoto yalnız kalamayan, yalnız olunca işlerini yapamayan ya da tam tersi yoğunluktan işlerini yetiştiremeyen ve bir yardımcıya ihtiyacı olan Japon toplumu için kendini hizmete açmış.

sadecetech

Yorum Ekle

Yorum göndermek için buraya tıklayın